Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım: Türkiye Psikiyatri Derneği bir hizmet örgütü değil bir uzmanlık derneği

Ceyda Düvenci’nin sunumuyla NTV ekranlarında izleyiciyle buluşan “Bambaşka Sohbetler” programının konuğu Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım oldu.

Bir sene önce gerşekleşen depremle ilgili olarak Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, yaptıkları çalışmaları şu şekilde anlattı:

Türkiye Psikiyatri Derneği olarak bölgede görev yapmış olduk. Biz depremin olduğu ilk gün itibariyle saat 8.30’ta afet kriz yönetimi dediğimiz bir yönetime geçtik. Bu çok önemli bizim için çünkü amacımız bunları bir sonraki depremlere aktarmak. Bugünün belki en önemli anlamı, biz 2022 yılından itibaren konuşuyorduk bunu Temmuz ayında büyük İstanbul depremine hazırlanalım demiştik. O yüzden Türkiye Psikiyatri Derneği’nin acil afet planını hazırlamıştık ve bu plan içerisinde de bir şey olursa ne yapacağımıza ilişkin algoritmalar vardı. Biz 6 Şubat günü saat 8.30’da toplandık hatta ikinci büyük deprem olmadan Sağlık Bakanlığı ve ilgili bakanlıklara yazılarımızı gönderdik, neler yapılması gerektiği ve biz ne kadar katkı sunarız diye. Tabii bu şekilde başlayan bir yolculuk ve o yolculuğun içinde biraz kaybolduk işin gerçeği. Bölgede 6 ay boyunca hizmet verdi birimlerimiz ama 6 aydan sonra tabii ki durmadık, 6 aydan sonra yöntemimizi değiştirerek artık doğrudan bir ruh sağlığı hizmeti yerine güçlendirme dediğimiz oradaki insanlarımızın ihtiyaçlarını, meslek gruplarının ihtiyaçlarını etkilenmiş kişilere yönelik onları sosyal yaşamda daha nasıl güçlü kılarıza yönelik birtakım müdahalelere kadar bölgede tükenmiş olan bazı sağlık çalışanlarına yönelik çalışmalarımız devam etti çünkü bölgede örneğin 1.002 aile hekimimiz vardı. Bunların bir kısmının binaları yoktu, yıkılmıştı, hizmet vermek durumundaydı. Bölgede yitirdiğimiz hastalar ve yakınları vardı, onların tekrardan sisteme katılması, tedavilerinin tekrar sürdürülmesi kadar birçok durum vardı.Bunlara yönelik çok az yapılan vardı. Buralara dokunmaya çalıştık ama her ne yaparsak yapalım biz yaptıklarımızın eksik olduğunu bilerek ve bu duygunun yüküyle devam ettik. O nedenle bu bir yılı tamamlarken bizim açımızdan da birçok şeyi öğrendiğimiz, bölgede çalışan online sistemde çalışan 200’ün üzerinde gönüllü psikiyatri hekimimiz dışında yaklaşık 1.000 psikiyatri uzmanı gönüllümüz hizmet vermeye çalıştık. Bir yılın bize en çok öğrettiği, eğerki bir anda yalnız kalan birilerine dokunabiliyorsan bu sadece onların yalnızlığını değil bizim yalnızlığımızı da onarıyor ama bu dokunmanın ötesini yapamadığımız da, bu dokunmanın ötesinin yapılmadığını gördüğümüzde kendi adımıza rahat uyumamamız gereken günler olduğunu bilmemiz ve daha çok çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden dernek olarak raporlarımız da ulaşabildiklerimize elimizden geleni yapmaya çalıştık ve bölgede en çok çalışan, en fazla vakit geçiren uzmanlık derneği olmanın da gururunu yaşadık. Meslektaşlarımız da bizim bu çabamıza yönelik çok güzel geri bildirimlerde bulundular. İstanbul’da bir deprem sempozyumu yapıldı. Bölge Tabip Odası başkanlarımız geldi, ben tekrar teşekkür ediyorum onlara iki Tabip Odası başkanımızın da konuşması sırasında meslekdaş diğer dinleyenlerin ağlaması bizi güçlendirmiş oldu. Tabii ki bu ağlama olumsuzluğun değil yapılan emeğin karşılığında bir ağlamaydı; o yüzden gözyaşının da zaman zaman güzel şeyler için aktığını, emek için aktığını da görmüş olduk diyelim.”

“TÜRKİYE’DE DEPREM KASIM’DAN ÇOK ÖNCE UNUTULDU”

Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım kaç kişiye ulaştıklarına dair soruya “Kaç kişiye ulaştınız derseniz bizim tabii ki bir fiilen ulaştıklarımız var ama bir de insanların bizim kabinlerimize ya da konteynerlarımıza gelmesi bile eğer bir gün sıkıntı yaşarsam burada benim için birileri var güven duygusuyla kaç bin kişiye ulaştığımızı bilmiyoruz. Şimdi bunu yaptıktan sonra ikinci bir şey yapıyorsunuz çünkü kişilerin özellikle afetlerden sonra zaten çok fazla kayıpları varken yani bu kayıpları sadece insani kayıp olarak düşünmeyelim, çok basit bir örnek siz enkazdan çıktınız ve sağ çıktınız ama sadece bir pijamanız ve bir çorabınız var 5 gün boyunca aynı çorabı giymek zorunda kaldıysanız bir başkasının kirli çorabına muhtaç durumda kaldıysanız bu bir kayıp duygusudur. Bu zorlar insanları yani yaşamda kalmanın gücü kadar burada bir zorluk vardır zaten. Ruhsal destek dediğimiz şey insanlara gidip de konuşmak değil insanların bu zorlayıcı ihtiyaçlarını görüp bunun bir şekilde karşılanmasını sağlamaktır. O yüzden bunu sadece psikiyatristler yapmaz bunu psikososyal destek dediğimiz birçok farklı meslek grubuyla birlikte yapabiliriz. Bunun içerisinde sosyal hizmet uzmanları olur, bunun içerisinde psikolog arkadaşlarımız olur, bunun içerisinde sağlık personeli olur, bunun içerisinde destek personeli olur şimdi tam da böyle bir zorluk anında sizin endişelerinizi giderebilecek ben bir de ek ruhsal sorun yaşarsam acaba ne yaşarım, ne olur bana diye korkularını azaltacak bir konuşlanma yapmanız yani zihinlerde var olmanız çok önemlidir. Türkiye Psikiyatri Derneği bir hizmet örgütü değil bir uzmanlık derneği. Biz acil durumlarda hizmet yapıyoruz ama onun dışında amacımız hizmetin bir an evvel ikame edilmesini sağlamak kurumlar tarafından. Kasım ayına kadar devam eden bu hizmetlerimiz ki hala bölgede arkadaşlarımız var hizmetlerine devam ediyorlar ama bu hizmetlerde de tabii şu zorluğun altını çizmek zorundayız. Türkiye’de deprem Kasım’dan çok önce unutuldu. Yani biz belki Mayıs ayına geldiğimizde maalesef ülke genelinde bir deprem gündemini kaybettik. O nedenle uzun süre orada kalabilmenin de bölgede görev yapan gönüllü meslektaşlarım için çok önemli bir çaba olduğunu düşünüyorum sadece bizim açımızdan değil tüm bölgede görev yapan meslek grupları açısından” şeklinde cevapladı.

Ceyda Düvenci’nin “Ruhsal destek nedir?” sorusuna Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, “Diyelim ki depremin o ilk dönemlerini atlattınız. Bir yeriniz var, kötü olsa da bir çadırın içindesiniz ama bir müddet sonra yaşamın bir takım ihtiyaçları ortaya çıkar ve şuna bakarsınız ben bu ihtiyaçlar karşısında ne kadar birey olarak haklarıma sahibim ya da imkanlara sahibim. Örneğin bakın bir berbere olan, bir kuaföre olan ihtiyaç bile böyledir. O bölgede berber hizmeti veren bir gönüllümüzün çok büyük bir ruhsal destek sağladığını söyleyebilirim. O yüzden ruhsal desteği bir işte sanki bir hastalık var da bu hastalığı düzeltmek istiyoruz gibi görmemek gerekiyor. Ruhsal destek afetlerden sonra yaşamın bir an evvel eski halinde olmasa bile afete uygun bir şekilde hızla desteklenmesi ve ikame edilmesidir. O yüzden o bölgeye çamaşır yıkayan bir aracın gelmesi, o bölgede bir gözlükçünün açılması, o bölgede diş hekimi arkadaşlarımızın diş sorunlarına bakması çok önemli. O insanları ruhsal açıdan sarmalamış oluyorsunuz desteklemiş oluyorsunuz. O nedenle hani siz telefonunuzu verdiğinizde sizi aramasalar da bir telefonluk mesafede olduğunuza gerçekten inanırlarsa bu bir güçlendirme sağlamış oluyor, yapılması gereken buydu. Bizler elimizden geldiğince yaptık ama bunu yaparken birçok meslek kuruluşu da gerçekten deprem döneminde çok önemli hizmetlerde bulundu. Ben özellikle Türk Eczacılar Birliği ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin de çok önemli bir deneyim ve emek verdiğinin de altını çizmek isterim” yanıtını verdi.