Ceyda Düvenci’nin konuğu Atakan Çelik: Doktor olmaya hiç hevesim yoktu

Ceyda Düvenci’nin sunumuyla NTV ekranlarında izleyiciyle buluşan “Bambaşka Sohbetler” programının konuğu oyuncu Atakan Çelik oldu.

Ceyda Düvenci’nin üniversite dönemiyle ilgili sorusuna Atakan Çelik, “Üniversite yılları insanların genelde en verimli olduğu, daha doğrusu çok boş vakitleri olduğundan dolayı farklı şeyleri deneyimlediği yıllar. En azından şimdi öyleymiş onu fark ediyorum. Yani ben mesela bomboşum, şu anlamda söyleyeyim bunu, amacıma hizmet etmedi herhalde üniversite, ben o dönemi bir geçiş olarak, kendim için çok şey yapabileceğim bir dönem olarak tanımlamıştım. Üniversitede iktisat okudum, istediğim bölüm değildi. Hep oyunculuk yapmak istiyordum fakar sayısal çıkışlıydım. Sakarya’da okudum, İstanbul’a gelir giderim, oyunculuk yaparım gibi düşüncelerim vardı. Oyunculuk yapmak istediğimden emin değildim toplum ve aile baskısından. Doktor ol ya da başka bir şey ol, mesleğini eline al gibi baskılar vardı. Babam bana doktor ol dedi ama ben beceremedim, o kadar çıkamadım yukarılara çünkü çok puan gerekiyordu ama hiç çalışkan bir adam değildim. Kazanamayacağımı anlayınca son bir ay kala sınava İstanbul’da bir bölüm tutturmak için eşit ağırlığa geçiş yaptım kendi içimde yani edebiyat çalışmaya başladım ki İstanbul’da bir bölüm kazanayım çünkü matematiğim iyiydi. Babam bunu duyunca baktı baktı ‘Oğlun şarkıcı olacakmış Nurten’ dedi kalktı gitti. Annem de anlamadı ‘Ne olmuş’ diyip duruyordu. Babam gece hiç uyuyamamış, ablama demiş ‘Bu şarkıcı olacak’ diye. Ben hep sanat peşindeydim, babam beni oradan kurtarmaya çalışıp doktor ol diyordu. Doktor olmaya da hiç hevesim yoktu. Babam şofördü, doktorluk onun için her ortama girebilir, herkesle sohbet edebilir, saygınlık duyulan bir meslek. Hala doktor olmam konusunda bir umudu var. Annem iki sene öncesine kadar ‘hadi artık yaptın oyunculuk yazarlık filan tamam hadi artık’ diyordu ‘Ne hadi artık sigortalı işime geri mi döneyim?’ diyordum. Ben bir dönem sigortacılık da yaptım 5 sene kadar kurumsal bir hayatım vardı. Sakarya’da iktisat okudum 4 sene, mezun olduktan sonra askere gittim geldim sonra sigortacılığa başladım kurumsal bir firmada” yanıtını verdi.

“ORGANİZE İŞLER OLDU”

Atakan Çelik kurumsal hayattan çıkış hikayesini ise “Organize işler oldu. Bizim şirkette çalışan bir arkadaşımız insan kaynaklarından işten ayrıldıktan sonra beni aradı bir gün dedi ki ‘ben tiyatro ekibi kurdum, tiyatro yapmak istiyoruz, sen de gelir misin?’ Gittim, gösteri yaptık, bir ay sonra oradan beğenilme oldu, şu anki genel sanat yönetmenimiz ‘Bu çocuktan olur’ dedi. Birkaç kişi biz o ekipten ayrıldık ve arkası geldi. Mesut Süre ile skeç programı, Osmantan Erkır, Dilek Çelebi ile beraber doğaçlama tiyatro. 2015’te başlayan bir süreç sonra işte o 3 sene 3,5 sene. Yılmaz Hocayla tanışma, 2018’de de Yılmaz Hoca dedi ki gel bakalım bir Organize İşler’de oyna, bir görelim seni. Organize İşler’den sonra sigortacılığı bıraktım. Organize İşler’de oynarken sigortalı çalışandım. İkisini birlikte idare ederken ailem bir şey demiyordu. Müdürümden 3 aylık izin isterken ben filmde oynayacağım dedim şaşırdı ‘Ne alaka’ dedi, ‘İnsanlar İngilizce öğreneceğim, yurt dışına çıkacağım diye izin alır bu ne alaka? Ne kadar izin istiyorsun?’ dedi. 3 ay dedim ‘Kadınlara doğum izni veriyoruz sana neden izin vermeyelim’ dedi 3 ay ücretsiz izin, Organize İşler, onun sonunda artık bıraktım ben gidiyorum dedim. Ailem bunun karşısında ana kast içerisindeyim tamam güzel bir rol, çıkmana değer deyip çok seslerini çıkarmadılar” sözleriyle anlattı.

Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın yazma sürecinin çok yoğun geçtiğini belirten Atakan Çelik, “Yazma işi çok vakit alıyor. Cumartesi oyun, Pazar dinlendin, Pazartesi fikri geliştirdin, Salı yazdım, Çarşamba okuma provası, Perşembe Cuma prova, Cumartesi tekrar oyun. Bir de bu hafta 6 günde yaptık bunu bir gün eksildi işte sahne boş değildi, bir de bunu erkene çektin yani hiç dinlenme yok, tekrar skeç yaz. Acayip bir şey yani böyle işin içinde olmayan insanlar pek kavrayamayabiliyor, çok zor bir iş yaptığımız ben bile bazen ne yapıyorum ben oluyorum. Güzelliği de belki buradan geliyor. Her hafta acaba gülecekler mi diye sahneye çıkıyoruz. 6 veya 7 skeç oynuyoruz ortalama, 15-20 sayfa arası nereden baksan 90-120 sayfa bir film senaryosu gibi bir şey yazıyoruz aslında, 2 saat komedi. O yorgunluğu, o delilik halini devam ettirdiği için her hafta çok mutlu oluyorum çünkü bir şey yazıyorsun ve o o hafta oynanıyor. Yani bir filmde oynuyorsun bir sene sonra yayınlanıyor, onun dönüşünü de hemen öyle hızlı alamıyorsun ama bu aşırı bir yorgunluk sonrası gelen müthiş bir mutluluk. Eğer hafta iyi geçtiyse bu seni bir sonraki haftaya hazırlayabiliyor yani tiyatronun o tatlı tarafı orada da çalışıyor diyebilirim” dedi.