DAK ekibi Milliyet’e konuştu: Bir saniye sonrasına bile hazırız!

ÇİĞDEM YILMAZ / HATAY Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde biri 7.8, diğeri 7.5 büyüklüğünde 11 kenti vuran depremlerde 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 38 bin 901 bina yerle bir oldu. 6 Şubat depremlerinden bu yana 1 yıl geçti. Deprem bölgesine ilk ulaşan arama kurtarma ekibi olan Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) Taburu’ydu.

Depremden yaklaşık 10 dakika sonra alarm durumuna geçen DAK ekipleri, 3 saat içinde malzemeleri ve arama kurtarma köpekleriyle bölgeye ulaşmak için yola çıktı. Aralıksız bir şekilde günlerce enkazlarda umut arayan, 37 kişiyi enkazdan çıkaran DAK, depremin 1’inci yıl dönümünde yaşadıklarını Milliyet’e anlattı.

“BUNLAR GERÇEK Mİ?”

Depremin ardından enkaza başına gelen DAK ekibindeki isimlerden biri Binbaşı Abdullah Oral’dı (40). Günlerce arama kurtarma çalışmalarında yer alan Oral, çalışmalar sona ermesinin ardından 5 ay daha Antakya’da kaldı. Bir yıl sonra enkaz kaldırma çalışmalarına katıldığı noktada yaşadıklarını Milliyet’e anlatan Oral “Deprem dönemi DAK Tabur Komutan Vekili’ydim. DAK Taburu, 1999 depremi sonrası TSK’nın en seçkin birliği olarak teşkil edilmiştir. Her an bir saniye sonra bir afet olacakmış gibi tüm ekipmanlarımızla hazırız” dedi. Oral, 6 Şubat’ta en seri şekilde birliğin bir kısmının kara bir kısmının ise hava yolu ile deprem bölgesine gittiğini anlattı:

“Osmaniye, Hatay, Malatya ve Kahramanmaraş şeklinde 4’e bölündük, ben ve tabur karargâhımız Antakya’ya gittik. Yıkımın en yoğun olduğu Gündüz Caddesi’ne gittik. Gittiğimiz anda inanılmaz bir yağış vardı, göz gözü görmüyordu. Birkaç gün sonra gördüklerimiz ve yaşadıklarımız nedeniyle şunu dedik ‘Bilim kurgu filmi çekiliyor ve biz bu filmin oyuncuları mıyız?’ Çünkü öyle bir ortamın içerisindeydik. Kendi kendimize ‘Bunlar gerçek mi?’ diye sorduğumuz çok oldu. Antakya’ya giren ilk arama kurtarma birlikleri de bizdik. Bizi gören insanlara umut ışığı olmuştuk ve bu da bizi çok etkiledi. ‘Sesimi duyan var mı?’ diye sorduğumuzda her yerden sesler gelmeye başladı. O anki heyecanımız ve mutluluğumuz tarif edilmez. Hemen işaretleme yaptık, öncelik belirledik. Çünkü enkazda kalanların sayısı kurtarma ekibi sayısından çok ama çok fazlaydı.”

Yaklaşık 3 yıl boyunca çeşitli eğitimlerden geçtiklerini belirten Oral “Bizim diğer arama kurtarma ekiplerinden bir farkımız da kullandığımız teknolojik cihazlarımızın çok olması. Yaşam tespit cihazlarımız var, bunlar kalp atım hızına kadar bize cevap veriyor. Hassas dinleme cihazlarımız var ve nefes sesini bile duyabiliyoruz. Arkeologlar gibi çalışıyoruz. İğne ile kuyu kazmak gibi bizimki. Bir de biz, kurtarılması zor noktalardaki insanları kurtarıyoruz” dedi.

“ÇOK ŞÜKÜR” DEDİLER

Piyade Astsubay Üstçavuş Batıkan Tunçalp da şunları söyledi: “Depremi vatandaşımız gibi bizler de yaşadık ama bizim hemen hareket geçmemiz lazım. Yaşadığımı şoku atlatamadan hızlı bir şekilde elimizden geldiğince çalışmaya başladık. Çok geniş bir alanda yıkım vardı ve çevremizde onlarca çaresiz insan vardı. Bizleri gördüklerinde umut dolu gözlerle, ‘Çok şükür asker geldi’ diyorlardı. Bu sözleri duydukça bizim de umudumuz artıyordu.”

Depremden sonra ilk çalışmaya başladıkları bölgede konuştuğumuz Binbaşı Abdullah Oral, o günlere dönerek şunları dedi: ‘Yaşadıklarımız nedeniyle şunu dedik ‘Bilim kurgu filmi çekiliyor ve biz bu filmin oyuncuları mıyız?’ Kendi kendimize ‘Bunlar gerçek mi?’ diye sorduğumuz çok oldu.’

DEPREMZEDE ASKER YARDIMA KOŞTU

Hatay’da bulunan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı tüm birlikler depremzede olmalarına rağmen depremin ilk anından itibaren sahadaydı. İskenderun’da enkazdan kurtardıkları Uğur Bilgi ile depremin 1. yılında bir araya gelen Piyade üsteğmen Ömer Yıldırım, depreme Hatay’da eşiyle evinde yakalandı. Dışarıya çıkar çıkmaz önce kışlaya, sonra bağlı bulunduğu bölükteki personeliyle enkaz başına gitti. Ancak personelin ne arama kurtarma deneyimi ne de
ellerinde profesyonel bir ekipmanı vardı. Enkazda elleriyle kazı yaptılar ve onlarca insanı kurtardılar.

Yıldırım o günleri anlattı:

“Taşları kaldırırken ellerimizin parçalandığını biliyoruz. Bir yılı geride bıraktık ama hâlâ yaşadığımız bu travmaları unutmuş değiliz. Enkazdan çıkardığımız birçok kişiyle de görüşüyoruz, kardeş gibi olduk.”

ARALIKSIZ ÇALIŞTILAR

Astsubay Kıdemli Üstçavuş Peyami Kaya da depreme evinde yakalandı. Eşini ve çocuğunu kışlaya getirip göreve başladı:

“Yardım TIR’larını karşılayan ekipteydim, gelen malzemelerin vatandaşlara dağıtımını yapıp sıcak yemek hizmeti sunduk. 24 saat boyunca aralıksız çalışan arkadaşlarımız vardı.” Piyade Uzman Çavuş İsmail Tekin “Kışladaki tüm personel o kadar hızlı organize olup dağıldı ki birçoğumuzun üstünde üniforması dahi yoktu, terliklerle enkaz çalışmasına katılan arkadaşlarımız vardı” derken Piyade Üsteğmen Sefa Yeşilöz de “Sahadaki tüm arkadaşlarımızla birlikte hepimiz depremzedeydik ama tek bir personelimiz bile ‘Biz de depremzedeyiz, üşüdük, acıktık vs.’ tek kelime etmedi. Tüm ekip aylarca canla başla çalıştı” ifadelerini kullandı.

BU BİNA İLK ANDAN İTİBAREN DEPREMZEDELERE AÇILDI

Depreme evde yakalandığını söyleyen Piyade Üsteğmen Sefa Yeşilöz, kısa bir süre sonra enkaz başına gittiklerini anlattı:

“İlk 6 gün arama kurtarma çalışmalarında yer aldım. Daha sonra ise komutanımın emri ile 2’nci Hudut Alay Komutanlığı’na geldim. Bu bina depremin ilk anından itibaren kapılarını tüm depremzedelere açmıştı. Servis araçlarımız çalışır vaziyette çocuklu annelerimizin ihtiyaçlarının giderilmesi için hazır bulunduruldu. Burada günlerce depremzedelere yemek verildi. Yaralılara ilk müdahale yine burada, revirimizde yapıldı. Aşırı kalabalık olduğu için binanın arka tarafına seyyar mutfaklarımız açıldı ve yemek dağıtıldı. Daha sonra ise bu seyyar mutfaklarımız halkın konakladığı kalabalık alanlara bizler tarafından kuruldu. Tuvalet, banyo ve çamaşır ihtiyaçlarını da karşıladık. Hırsızlık ve yağma olayına karşı da 7/24 devriyelerimiz oldu. Sahadaki tüm arkadaşlarımızla birlikte hepimiz depremzedeydik ama tek bir personelimiz bile ‘Biz de depremzedeyiz, üşüdük, açıktık vs.’ tek kelime etmedi. Tüm ekip aylarca canla başla çalıştı. Vatandaşlarımız,
TSK’yı bir liman olarak gördü, çünkü ilk andan beri vatandaşımıza kucak açtık.”

Piyade Üsteğmen Sefa Yeşilöz, 2’nci Hudut Alay Komutanlığı’nın depremin ilk anlarından itibaren kapılarını tüm depremzedelere açtığını söyledi.

‘UMUTLAR YOK OLMASIN’

Arama Kurtarma Uzmanı Hava Piyade Astsubay Kıdemli Üstçavuş Emre Özcan (37) da depremin ilk 8 günü Malatya’da görevliydi. Özcan, “Babamın görevi nedeniyle ortaokulu Malatya’da okumuştum ve Malatya’ya vardığımda evime gelmiş gibi hissettim. Tek fark, karşımda yıkılmış bir şehir duruyordu. Çalıştığımız binada yabancı uyruklu bir öğretmeni çıkarttık. 77. saatte ise 60 yaşındaki Meral Teyze’yi kurtardık. DAK’ın bir sözü var: ‘Umutlar yok olmasın.’ Biz de umutların yok olmaması içi elimizden geleni yaptık. Keşke daha fazla insana umut olabilseydik” dedi.

‘ÇARESİZLİK UNUTULMAZ’

Hatay Antakya’da görevli Piyade Üsteğmen Tolga Demir (29) de şunları anlattı: “Soğuğa ve yağışa rağmen ilk 72 saat hiç ara vermeden arama kurtarma çalışmalarına devam ettik. Zorlandığımız durumlar da oldu. Arama kurtarma yaptığımız bir binada voleybolcu kızlar da vardı ve depremin dördüncü gününe kadar aileleri bizlerle birlikte bir umutla bekliyordu ancak dördüncü gün yaşadıklarına dair bir belirti olmadığını anladık. Bunu ailelerine söylemek çok zordu ama söylemek zorundaydık. O an yaşadığımız duygu ve ailelerin çaresizliği unutulmuyor.”

MARMARA DEPREMİ’NDEN SONRA KURTULDU

TSK tarafından, 1999 Marmara Depremi’nden sonra her türlü afette arama ve kurtarma görevleri için Doğal Afetler Arama Kurtarma Tabur Komutanlığı kuruldu. İlk olarak Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı olarak kurulan DAK Taburu daha sonra Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na bağlandı.