arama

1969’da Nevşehir’de Çekilen Postacı Fotoğrafının Hikayesi

Eylül 1969'da Amerikan Life dergisinin fotoğrafçısı olan Bill Ray, Nevşehir'de 'Postacı' adını verdiği bir fotoğraf çekti. Fotoğraf, yıllar sonra sosyal medyada büyük gündem oldu.
EL8613gJgM94VcLj 637054388096854552 - 1969'da Nevşehir'de Çekilen Postacı Fotoğrafının Hikayesi
  • paylaş
  • paylaş
  • anlatiyo anlatiyo

Nevşehir’de çekilen Postacı Fotoğrafının Hikayesi, Eylül 1969’da Amerikan Life dergisinin fotoğrafçısı olan Bill Ray, Nevşehir’de ‘Postacı’ adını verdiği bir fotoğraf çekti. Fotoğraf, yıllar sonra sosyal medyada büyük gündem oldu. Bunun üzerinde BBC Türkçe, fotoğrafçı Bill Ray’e bu efsane fotoğrafın hikayesini sormuş, kendisi de anlatmış.

“Karşımdaki mükemmel görünen bir adamdı. onu gördüğüm anda kalakaldım. Tanrıya şükür leica kameram boynumdaydı ve fotoğrafı çektim. İyi olacağını biliyordum. “”Life dergisi için fotoğraf çekiyordum ve o sırada Paris’teydim. Fotoğraflı bir Türkiye haberi yapma işi oluştu. 50 yıl geçti üzerinden. Hatırlamak için o sayıya bakmam gerekiyor.”

“O güzel sahiller el değmemiş henüz yapılaşmamış hâldeydi. turistlerin buraya gittiğine dair haberler duyuyorduk. ucuzdu, yemekler harikaydı, şarap güzeldi. ”

“Elbette bu yolculuk bana inanılmaz yerler gezerek inanılmaz fotoğraflar çekme fırsatı sundu. ilk olarak istanbul’a gittik. bir araba kiraladık. oradan sahil hattını takip ederek efes harabelerine doğru güneye indik. ”

Daha önce bir gezi rehberinde görmüştüm. kayseri yakınlarında bir yerden bahsediyordu. bu yeri kesinlikle görmelisiniz, diyordu. iyi bir fotoğraf çıkacağını düşünerek oraya gittik. istediğim fotoğrafı çektiğime emin olduğumda öğle zamanıydı. oraya özgü bir lokanta buldum. yemeğimi yedim. keyfim yerindeydi. tam kalkmak üzereydim ki bu adamı gördüm. o tam o sırada yemeğini bitirmişti ve sigarasını yakmak üzereydi. rahat bir şekilde oturmuştu. kadraj mükemmel görünüyordu. ben de fotoğrafı çektim.

kameram o sırada boynumdaydı. her an hazır olmalısınız. yani tam anlamıyla spontane bir andı. aramızda hiçbir konuşma geçmedi. ona sadece o şekilde kalmasını işaret ettim. o şekilde durması için “dur” işareti yaptım. sanırım profesyonel bir fotoğrafçı olduğumu anladı. tabii arkadaki garsonun arka planda neden o kadar iyi durduğunu ancak tanrı bilir. aynı zamanda yine arkada duran Atatürk madalyonu. o da bu fotoğrafı mükemmel yapan nedenlerden biri. ama onu oraya ben koymadım. zaten oradaydı.

Öncelikle bakar bakmaz bu adamın Türkiye’de olduğunu anlıyorsunuz. Burası New York, Paris değil. Hher şeyi anlatıyor size. Tek yaptığım hareket kadraj için birkaç santim sağa veya sola kaymaktı. Bu kadrajı seçtim çünkü kompozisyon böyle daha doğruydu. Ayrıca ışığın da adamın suratına böyle düşmesini istedim. Işığın insanların bir yanına ,aynadaki gibi, vurmasını çok severim. Vermeer’in yaptığı gibi.

Fotoğrafçılığın varlık sebebi anı yakalamaktır. Bu kare tarihteki bir an, bir yerdeki o an. Bunun için fotoğraf çekersiniz, Yaptığım buydu.

1953’ten beri dünyayı gezerek bunu yaparım. Bu Türkiye’deydi. Mesela fotoğrafı Moskova’da çekseydim arkada lenin olsun isterdim.

Bu adam Koçak’ın postane müdürüydü. ve belli ki giyinmeyi ciddiye alan biriydi. çok güzel giyinmişti. dahası fotoğrafın çekilmesinden de hoşnut gibiydi çünkü iyi giyindiğini biliyordu. umarım fotoğrafı görmüştür çünkü benim gösterme şansım yoktu.

Bu oldukça büyük bir baskı ( fotoğrafın bir örneğini gösteriyor.) Dia’dan bastım. Bunlar artık yapılmıyor galiba. Bu en iyisiydi, Sonsuza kadar.”

Kaynak: BBC Türkçe

Postacı Fotoğrafının Hikayesi, postacıya ne olduğunu merak edenler için, yeğeninin Twitter’da paylaştığı tweet zinciri